SohbeTAsKiNa.Com

FıKRaLaR

 

  At Yarısı

  Adam hipodrama gider yaşlı bir adama amca ikili oynayacagım bana tiyo verirmisin der adam kaç beden pantalon giyiyorsun der bizimki 48 der
ozaman git 4/8 oyna der adam 4/8 oynar ve kazanır tekrar adama gider amca bir tiyo daha ver der adam kaç numara ayakkabı giyiyorsun der
bizimki 39 der adam o zaman git 3/9 oyna der bizimki oynar ve yarış 3/9 biter ve kazanır tekrar adama gider ve amca bir tiyo daha verirmisin
der adam senin erkeklik organın kaç santim der adam kasılarak 18 santin der adam o zaman git 1/8 oyna der yarış 1/2 biter bizimki keşke
doğruyu söyleseydim der.

-

  Torununuz Ödesin

  Cebinde meteliği yoktu. Bir lokantanın önünde durdu, gözü vitrinde bir levhaya takıldı: "Girin ve istediğinizi yiyin. Hesabınızı torununuz
ödesin." Adam, "tam bana göre", diye mırıldanarak içeri daldı. Havyar, ıstakoz, karides, kuzu pirzolası... Doyduğu halde ne varsa söyledi.
Yemeği bitirince, çıkmak üzere hazırlandı. Fakat garson yetişip, hesap pusulasını burnuna dayamasın mı? Hem de tuzlu bir hesap... "Ama",
diye derhal itiraz etti bizimki tabii. "Kapıda hesabınızı torununuz ödesin diye yazmıyor mu?" Garson gayet nazik cevap verdi: "Yazıyor tabi
efendim. Ama bu size takdim ettiğim hesap, sizin büyükbabanızın."

-

  Cilgın Moruk

  Yaşlı bir amca parkta bir banka çökmüş etrafi seyrediyormuş....Derken yanina bir delikanlı gelmiş ki saçları yeşil, kırmızı, turuncu, mavi,
sarı renk boyalı... Adam çocuğa bakakalmış....çocuk da küstah bir sesle: - "Nevar moruk, sen hayatında hiç çılgınca bir şey yapmadın mı" demiş..
Adam gülümsemiş: -"Yaptım.. bir seferinde çok sarhoştum ve bir papağanı becermiştim.. şimdi de yoksa bu çocuk benim oğlummu diye merak ediyorum..."

-

  Mektup Kime

  İngiliz Fransız ve Nam-ı Kemal trende yolculuk ederken İngiliz kendi posta sistemlerinin çok hızlı olduğunu söyler buna karşılık Fransız kendi
sistemlerinin daha hızlı olduğunu ve 1 günde postanın alıcıya ulaştığını belirtir. Nam-ı Kemal de onlara elindeki mektubu gösterir ve bunu anında köyüne göndereceğini belirtir.
İngiliz ve Fransız şaşırarak izlerler Nam-ı Kemal trenden dısarı bakar ve koyun otlatan çobana elini sallar ve "bu kime bu kime?" Çoban da karşılık verir "ananaa ananaa..."

-

  Kasik

  Gecen hafta bir aksam arkadaslarla yemege gittik. Lokantada siparisimizi alan garsonun, gomlek cebinde bir kasık tasidigini farkettim. Once
biraz garip geldi, ama fazla dikkat etmedim. Daha sonra,masaya su ve catal kasık getiren kominin de cebinde bir kasık tasidigini gordum.
Salona baktigimda tum garsonlarin cebinde birer kasık tasidigini anladim. Siparislerimizi kontrol etmeye gelen garsona: -"Neden kasık?"
diye sordum. -"Soyle anlatayim," diyerek soze basladi, -"lokantanin sahipleri Andersen Danismanlik"tan, yaptigimiz islerle ilgili
danismanlik aldilar. Aylar suren istatistiksel analizlerden sonra musterilerin kasıklarini, catal bicaklara oranla %74 daha sık dusurdugune
karar verildi. Bu durumda, masa basina saatte dusen kasık adedinin uc oldugunu gorduler. Garsonlarimizin bu duruma karsi hazirlikli olmalariyla,
mutfaga gidip gelmelerden yapacagimiz tasarruf, vardiya basina saatte bir bucuk adam ediyor." Konusmamiz bittiginde arka masadan metalik bir ses
duydum. O anda garson, yere dusen kasık yerine cebindekini koyarken -"bir dahaki mutfaga gidisimde yeni bir kasık alacagim, boylece fazladan mutfaga
gidip gelmeme gerek kalmiyor," dedi. Etkilenmistim; garson masadaki diger siparislerle ilgilenirken ben de cevremi incelemeye koyuldum. Bu
sefer dikkatimi baska bir sey cekti. Garsonlarin tumumunun fermuarlarindan disari incecik ipler sarkiyordu. Merakima yenik dusup garson
uzaklasmadan sordum: -"Ozur dilerim, suradan sallanan ip ne isinize yariyor, soyler misiniz?" -"Tabii ki!" diye yanitladi, sesini alcaltarak.
-"Herkes sizin gibi iyi bir gozlemci degil. Bu bahsettigim danismanlik firmasi tuvaletlerde de zaman kazanabilecegimizi kesfetti." -"Nasil
yani?" -"Bakin," diye devam etti, -"ipin ucunu ...seyimize...bagladigimiz zaman pisuar onunde elimizi degdirmeden disari cekebiliyoruz, boyle
ce elimizi yikamaya gerek kalmadigi icin tuvalette harcadigimiz sureyi %76 oraninda azaltmis oluyoruz." -"Tamam, mantikli... ama bu ip disari
cikmasina yardimci oluyor da, geriye nasil sokuyorsunuz?" -"Sey," diye fisildadi, sesini iyice alcaltarak, -"Baskalarini bilmiyorum ama ben kasigi kullaniyorum."

-

   Bush'a_3_Soru

  Bush öğrencilerle sohpet amacıyla bir lisye gitmiş.Girdiği sınıftan Boby söz almış ve; -Size 3 soru soracağım: 1-Daha az oy almanıza rağmen
nasıl Başkan oldunuz? 2-Hiroşamaya atılan atom bombası tarihin en büyük terör eylemi değil mi 3-Bu sıralar neden sebebsiz yere Irak'a
saldırmaya çalışıyorsunuz. Boby sorlularını bitirir bitirmez zil çalar ve tüm öğrenciler teneffüse çıkar.Teneffüs bitip derse geri dönülünce bu sefer
Tommy söz alır ve -Sayın Başkan siz 5 soru soracağım der. 1-Daha az oy almanıza rağmen nasıl Başkan oldunuz? 2-Hiroşamaya atılan atom bombası
tarihin en büyük terör eylemi değil mi 3-Bu sıralar neden sebebsiz yere Irak'a saldırmaya çalışıyorsunuz 4-Neden teneffüs zili her zamankinden
yarım saat önce çaldı 5-BOBY NEREDE???

-

  is_Gorusmesi

 Bir firmanın İnsan Kaynakları Müdürü ölür ve göğe yükselir. Kapıda bir melek onu karşılar ve şöyle der: - "Size bir şans vereceğiz. 24 saat
boyunca cehenneme ve 24 saat boyunca da cennete gideceksiniz. Hangisini daha çok severseniz sonsuza dek orada kalma şansınız olacak." İnsan
Kaynakları Müdürü bu düşünceyi gereksiz bulur: -"Aslında ben seçimimi çoktan yaptım. Bu yola başvurmamıza gerek yok. Ben cennete gitmek
istiyorum." Melek bunun olanaksız olduğunu söyler: - "Buranın da bazı kuralları var" Asansöre biner ve yerin yedi kat altına iner. Bir
kapıdan içeri girdiğinde bir bakar ki, yemyeşil bir golf sahasının üzerinde ve tüm sevdiği arkadaşları orada. Şeytan bile çok sevimli ve
ona iyi davranıyor. Tüm gün golf oynarlar, birlikte yemek yiyip içki içerler. Müdür çok eğlenir ve zamanın nasıl geçtiğini anlamaz. 24 saat
dolunca asansörle yukarı çıkar ve cennetin kapısından içeri girer. Cennet de güzel ama fazla sakin bir yerdir. Tüm gün bulutların üzerinde
harp çalıp şarkı söyler. 24 saat dolunca yeniden meleğin karşısına çıkar. Melek sorar: - "Evet, kararınız nedir?" Müdür yanıt verir: - "Bunu
söyleyeceğimi hiç sanmazdım ama cehennemde daha iyi süreç geçirdim oraya gitmek istiyorum." -"Bunun üzerine asansörle yerin yedi kat
altına iner. Bir de görür ki her yer çöp dolu, pis bir koku sarmış çevreyi. Dün çok eğlendiği arkadaşları da çöpleri topluyor. Şeytana
sorar: - "Dün burası bir golf alanıydı, yemek yedik, içki içtik. Bugün ne oldu, durum neden böyle?" Şeytan yanıt verir: - "Dün senle
iş görüşmesi yapıyorduk. Bugün artık seni işe aldık."

-

  100_Milyon

  Yaşlı amca Viagra adlı bir ilacın piyasaya salındğını duymuş.Ancak nereden ve nasıl temin edileceğgini bilmiyormuş. Torununa başsvurmuş bu
konuda: - At bakalım büyükbaba 10 milyon lira ortaya. demiş bıçkın torun: - Sana bulayım o ilaçtan... - Şimdi yanımda yok demiş büyükbaba: -
Sen ilacı al ben odana bırakır ım 10 milyon lirayı... Torun ilacı sağlayıp büyükbabasına vermiş. Ertesi akşam işten dönünce odasına bakmış
bir kenarda 100 milyon lira duruyor. Dışarı seslenmiş: - Büyükbaba ilaç 10 milyon liraydı sen 100 milyon vermişsin. - Ben 10 milyon verdim
evlat demiş büyükbaba: - 90 milyon da büyükannen verdi...

-

  Üçüncü Köprü

 Üçüncü köprü ihalesini Japon, Amerikan ve Kayseri'li Türklerden oluşan bir konsorsiyum almış. Köprüyü inşaa etmişler tam açılışın yapılıp
kurdelanın kesileceği an köprü büyük bir gürültüyle çökmüş. Japon 'gitti tüm emeklerim mahvoldu kumlarım' diye yakarıp harakiri yamış. Amerikalı
'gitti tüm çeliklerim, tonlarca çelik yıkıldı' diyerek çıkartmış tabancasını ve intihar etmiş. Tüm bunları izleyen Kayserili müteahhit
de derin bir oh çekerek yanındakilere seslenmiş 'lan iyi ki hiç çimento koymamışım ha, mahvolurdum bunlar gibi.

                                                                                                                                                          Copyright ©       SohbeTAskina.Com  ®  2008-2009