|
At Yarısı
Adam hipodrama gider yaşlı bir adama amca ikili oynayacagım bana tiyo
verirmisin der adam kaç beden pantalon giyiyorsun der bizimki 48 der
ozaman git 4/8 oyna der adam 4/8 oynar ve kazanır tekrar adama gider
amca bir tiyo daha ver der adam kaç numara ayakkabı giyiyorsun der
bizimki 39 der adam o zaman git 3/9 oyna der bizimki oynar ve yarış
3/9 biter ve kazanır tekrar adama gider ve amca bir tiyo daha
verirmisin
der adam senin erkeklik organın kaç santim der adam kasılarak 18
santin der adam o zaman git 1/8 oyna der yarış 1/2 biter bizimki
keşke
doğruyu söyleseydim der.
-
Torununuz Ödesin
Cebinde meteliği yoktu. Bir lokantanın önünde durdu, gözü vitrinde bir
levhaya takıldı: "Girin ve istediğinizi yiyin. Hesabınızı torununuz
ödesin." Adam, "tam bana göre", diye mırıldanarak içeri daldı.
Havyar, ıstakoz, karides, kuzu pirzolası... Doyduğu halde ne varsa
söyledi.
Yemeği bitirince, çıkmak üzere hazırlandı. Fakat garson yetişip,
hesap pusulasını burnuna dayamasın mı? Hem de tuzlu bir hesap...
"Ama",
diye derhal itiraz etti bizimki tabii. "Kapıda hesabınızı torununuz
ödesin diye yazmıyor mu?" Garson gayet nazik cevap verdi: "Yazıyor
tabi
efendim. Ama bu size takdim ettiğim hesap, sizin büyükbabanızın."
-
Cilgın Moruk
Yaşlı bir amca parkta bir banka çökmüş etrafi seyrediyormuş....Derken
yanina bir delikanlı gelmiş ki saçları yeşil, kırmızı, turuncu,
mavi,
sarı renk boyalı... Adam çocuğa bakakalmış....çocuk da küstah bir
sesle: - "Nevar moruk, sen hayatında hiç çılgınca bir şey yapmadın
mı" demiş..
Adam gülümsemiş: -"Yaptım.. bir seferinde çok sarhoştum ve bir
papağanı becermiştim.. şimdi de yoksa bu çocuk benim oğlummu diye
merak ediyorum..."
-
Mektup Kime
İngiliz Fransız ve Nam-ı Kemal trende yolculuk ederken İngiliz kendi
posta sistemlerinin çok hızlı olduğunu söyler buna karşılık Fransız
kendi
sistemlerinin daha hızlı olduğunu ve 1 günde postanın alıcıya
ulaştığını belirtir. Nam-ı Kemal de onlara elindeki mektubu gösterir
ve bunu anında köyüne göndereceğini belirtir.
İngiliz ve Fransız şaşırarak izlerler Nam-ı Kemal trenden dısarı
bakar ve koyun otlatan çobana elini sallar ve "bu kime bu kime?"
Çoban da karşılık verir "ananaa ananaa..."
-
Kasik
Gecen hafta bir aksam arkadaslarla yemege gittik. Lokantada siparisimizi
alan garsonun, gomlek cebinde bir kasık tasidigini farkettim. Once
biraz garip geldi, ama fazla dikkat etmedim. Daha sonra,masaya su ve
catal kasık getiren kominin de cebinde bir kasık tasidigini gordum.
Salona baktigimda tum garsonlarin cebinde birer kasık tasidigini
anladim. Siparislerimizi kontrol etmeye gelen garsona: -"Neden
kasık?"
diye sordum. -"Soyle anlatayim," diyerek soze basladi, -"lokantanin
sahipleri Andersen Danismanlik"tan, yaptigimiz islerle ilgili
danismanlik aldilar. Aylar suren istatistiksel analizlerden sonra
musterilerin kasıklarini, catal bicaklara oranla %74 daha sık
dusurdugune
karar verildi. Bu durumda, masa basina saatte dusen kasık adedinin
uc oldugunu gorduler. Garsonlarimizin bu duruma karsi hazirlikli
olmalariyla,
mutfaga gidip gelmelerden yapacagimiz tasarruf, vardiya basina
saatte bir bucuk adam ediyor." Konusmamiz bittiginde arka masadan
metalik bir ses
duydum. O anda garson, yere dusen kasık yerine cebindekini koyarken
-"bir dahaki mutfaga gidisimde yeni bir kasık alacagim, boylece
fazladan mutfaga
gidip gelmeme gerek kalmiyor," dedi. Etkilenmistim; garson masadaki
diger siparislerle ilgilenirken ben de cevremi incelemeye koyuldum.
Bu
sefer dikkatimi baska bir sey cekti. Garsonlarin tumumunun
fermuarlarindan disari incecik ipler sarkiyordu. Merakima yenik
dusup garson
uzaklasmadan sordum: -"Ozur dilerim, suradan sallanan ip ne isinize
yariyor, soyler misiniz?" -"Tabii ki!" diye yanitladi, sesini
alcaltarak.
-"Herkes sizin gibi iyi bir gozlemci degil. Bu bahsettigim
danismanlik firmasi tuvaletlerde de zaman kazanabilecegimizi
kesfetti." -"Nasil
yani?" -"Bakin," diye devam etti, -"ipin ucunu
...seyimize...bagladigimiz zaman pisuar onunde elimizi degdirmeden
disari cekebiliyoruz, boyle
ce elimizi yikamaya gerek kalmadigi icin tuvalette harcadigimiz
sureyi %76 oraninda azaltmis oluyoruz." -"Tamam, mantikli... ama bu
ip disari
cikmasina yardimci oluyor da, geriye nasil sokuyorsunuz?" -"Sey,"
diye fisildadi, sesini iyice alcaltarak, -"Baskalarini bilmiyorum
ama ben kasigi kullaniyorum."
-
Bush'a_3_Soru
Bush öğrencilerle sohpet amacıyla bir lisye gitmiş.Girdiği sınıftan Boby
söz almış ve; -Size 3 soru soracağım: 1-Daha az oy almanıza rağmen
nasıl Başkan oldunuz? 2-Hiroşamaya atılan atom bombası tarihin en
büyük terör eylemi değil mi 3-Bu sıralar neden sebebsiz yere Irak'a
saldırmaya çalışıyorsunuz. Boby sorlularını bitirir bitirmez zil
çalar ve tüm öğrenciler teneffüse çıkar.Teneffüs bitip derse geri
dönülünce bu sefer
Tommy söz alır ve -Sayın Başkan siz 5 soru soracağım der. 1-Daha az
oy almanıza rağmen nasıl Başkan oldunuz? 2-Hiroşamaya atılan atom
bombası
tarihin en büyük terör eylemi değil mi 3-Bu sıralar neden sebebsiz
yere Irak'a saldırmaya çalışıyorsunuz 4-Neden teneffüs zili her
zamankinden
yarım saat önce çaldı 5-BOBY NEREDE???
-
is_Gorusmesi
Bir firmanın İnsan Kaynakları Müdürü ölür ve göğe yükselir. Kapıda bir
melek onu karşılar ve şöyle der: - "Size bir şans vereceğiz. 24 saat
boyunca cehenneme ve 24 saat boyunca da cennete gideceksiniz.
Hangisini daha çok severseniz sonsuza dek orada kalma şansınız
olacak." İnsan
Kaynakları Müdürü bu düşünceyi gereksiz bulur: -"Aslında ben
seçimimi çoktan yaptım. Bu yola başvurmamıza gerek yok. Ben cennete
gitmek
istiyorum." Melek bunun olanaksız olduğunu söyler: - "Buranın da
bazı kuralları var" Asansöre biner ve yerin yedi kat altına iner.
Bir
kapıdan içeri girdiğinde bir bakar ki, yemyeşil bir golf sahasının
üzerinde ve tüm sevdiği arkadaşları orada. Şeytan bile çok sevimli
ve
ona iyi davranıyor. Tüm gün golf oynarlar, birlikte yemek yiyip içki
içerler. Müdür çok eğlenir ve zamanın nasıl geçtiğini anlamaz. 24
saat
dolunca asansörle yukarı çıkar ve cennetin kapısından içeri girer.
Cennet de güzel ama fazla sakin bir yerdir. Tüm gün bulutların
üzerinde
harp çalıp şarkı söyler. 24 saat dolunca yeniden meleğin karşısına
çıkar. Melek sorar: - "Evet, kararınız nedir?" Müdür yanıt verir: -
"Bunu
söyleyeceğimi hiç sanmazdım ama cehennemde daha iyi süreç geçirdim
oraya gitmek istiyorum." -"Bunun üzerine asansörle yerin yedi kat
altına iner. Bir de görür ki her yer çöp dolu, pis bir koku sarmış
çevreyi. Dün çok eğlendiği arkadaşları da çöpleri topluyor. Şeytana
sorar: - "Dün burası bir golf alanıydı, yemek yedik, içki içtik.
Bugün ne oldu, durum neden böyle?" Şeytan yanıt verir: - "Dün senle
iş görüşmesi yapıyorduk. Bugün artık seni işe aldık."
-
100_Milyon
Yaşlı amca Viagra adlı bir ilacın piyasaya salındğını duymuş.Ancak
nereden ve nasıl temin edileceğgini bilmiyormuş. Torununa başsvurmuş
bu
konuda: - At bakalım büyükbaba 10 milyon lira ortaya. demiş bıçkın
torun: - Sana bulayım o ilaçtan... - Şimdi yanımda yok demiş
büyükbaba: -
Sen ilacı al ben odana bırakır ım 10 milyon lirayı... Torun ilacı
sağlayıp büyükbabasına vermiş. Ertesi akşam işten dönünce odasına
bakmış
bir kenarda 100 milyon lira duruyor. Dışarı seslenmiş: - Büyükbaba
ilaç 10 milyon liraydı sen 100 milyon vermişsin. - Ben 10 milyon
verdim
evlat demiş büyükbaba: - 90 milyon da büyükannen verdi...
-
Üçüncü Köprü
Üçüncü köprü ihalesini Japon, Amerikan ve Kayseri'li Türklerden oluşan bir
konsorsiyum almış. Köprüyü inşaa etmişler tam açılışın yapılıp
kurdelanın kesileceği an köprü büyük bir gürültüyle çökmüş. Japon
'gitti tüm emeklerim mahvoldu kumlarım' diye yakarıp harakiri yamış.
Amerikalı
'gitti tüm çeliklerim, tonlarca çelik yıkıldı' diyerek çıkartmış
tabancasını ve intihar etmiş. Tüm bunları izleyen Kayserili
müteahhit
de derin bir oh çekerek yanındakilere seslenmiş 'lan iyi ki hiç
çimento koymamışım ha, mahvolurdum bunlar gibi. |