SohbeTAsKiNa.Com

Sağlık

 

KALP NEDİR??

Kalp,karışık bir damar sistemine bağlı , yumruk büyüklüğünde bir kastır.Bu damarlar (atardamar,toplardamar,kılcaldamarlar) kanı oksijenle zenginleştirerek yenilenmesi için kalpten akciğerlere kadar taşırlar.Bundan sonra vücut’un en ücra köşelerine kadar her organa götürürler.Böylece yaşamak için gerekli her türlü besini iletmiş olurlar.Bu merkezden yani kalpten çevreye doğru yapılan gidiş yolculuğunda atardamarlar, çevreden merkeze doğru yapılan dönüş yolculuğunda ise toplardamarlar görev alırlar.Atardamarların sonunda ve toplardamarların başlarında kılcal damarlar bulunur.Bu damarlara kılcal denmesinin sebebi ,kıl gibi ince olmalarındandır.

Kalp miyokard denilen sık bir adale tabakasından oluşmuştur.Bunun perikard denilen parlak bir zarla dışı, endokard denilen bir başka zarla da içi çevrelenmiştir.Kalbde 4 bölüm vardır:İki üst boşluk kulakçık ,iki alt boşluk ise karıncıklardır.Kulakçıklarla karıncıklar arasında kan akışını sağlayan kapakçıklar vardır.Solda mitral kapakçık,sağda triküspit kapakçık bulunur.Sağ karıncık, bir kapakçık sistemiyle akciğer(polmoner) atardamarına boşalır, sol karıncık aort kapakçığıyla aort damarına boşalır.

Kalbin her kasılmasında (sistol) kan bol miktarda atardamar sistemine dolar , her gelişmesinde (diyastol) kan tekrar kalbi doldurur, böylece tekrar dolaşıma başlalamak için hazırlanır.Bu şelide en küçük ve en uç organlar bile oksijen ve besin almış ve artıklarınıda bırakmış olurlar.Bu arada, kalp ve ona yakın bütün organlar da kanla yıkanmış olur.Kapte, onu besleyen damarlar koroner damar adını alırlar.Zira kalbi tıpkı bir taç (corrona) gibi çevrelerler.


Kolesterolde kaçınılması gereken yiyecekler

Kolesterolünüz normale döndüğünde arada bir fazla tehlikeye girmeden minik kaçamaklar yapabilirsiniz.Ama hepsi o kadar.Ancak eski alışkanlıklardan kolay vazgeçilemeyeceğini unutmayın ve kolesterolün tuzağına düşmekten kaçının.Aşağıdaki yiyeceklerden mümkün oldukça kaçının.

Yağda kızarmış et- Peynirli, etli pide (pizza)-Sosis-Tam yağlı süt-Tam yağlı peynir çeşitleri-Yağda kızarmış sebzeler-Tereyağı-Mayonez-Kek-Dondurma-Muhallebi-Pasta-Krema

Kolesterol nedir

Gelişmiş ülkelerde ölen her iki kişiden birinin ölüm sebebi, kalb ve damar hastalıklarıdır. Kalb ve damar hastalığının en önde gelen nedenlerinden biri damar sertliği denilen aterosklerozdur. Aterosklerolik kalb ve damar hastalığım ortaya çıkaran önde gelen risk faktörünün kolesterol olduğu eskiden beri bilinmektedir.

Kolesterolün ölümcül olduğu artık isbatlandı. Gıda rejiminiz eskisi gibi olmamalıdır.
1984 yılında, tıp tarihinin en pahalı araştırma projesinin sonuçları açıklandı. ABD’de gerçekleştirilen bu araştırmanın konusu, kandaki seviyesi, yenilen besinlerin zengîn-liğiyle ilintili olan sarımsı madde kolesteroldü. Sonuçlan ciddiye alan her insan, biftek ya da yumurtaya artık eskisi gibi iştahla yaklaşamayacak. 150 milyon dolara mal olan ve 10 yıl süren araştırmalar sonucunda:
-Kalp hastalığının kandaki kolesterol oranıyla doğrudan ilintili olduğu,
-Kolesterol seviyesinin düşürülmelinin, gözle görülür şekilde tehlikeli ve ölümcül kalp krizlerini azalttığı ortaya çıktı.

George Ford, 52 yaşında, Ohio’daki bir elektronik firmasının başkanıydı. Özelliği iç yağında pişirilmemiş yumurtayı asla yememesiydi. Öğle yemekleri oldukça yüklü içki ve sigara alışkanlığı fazlaydı. 1981 kışında doktorlar kolesterolünün çok yüksek olduğu şeklinde kedisini uyardılar. Nisan ayında by-pass ameliyatı oldu. Bugün sigara içmiyor haftada 4-5 gün egzersiz yapıyor ve “elyaf” bakımından zengin, ancak kolesterol ve yağ içeriği düşük bir gıda rejimi uyguluyor. Kendisi: “bu ülkede ifrata kaçmamak oldukça güç, çünkü bir ifrat ve zenginlik ulusuyuz” demekte. Haklı da. Amerikan Kalp Birliği’nin ve doktorların 25 yıldır süren uyarılarına rağmen, çatalım masaya her bırakan Amerikalı günlük kolesterol ve yağ alımını yüksek oranda sağlarmış oluyor.

Bu arada hayvansal yağ alımında düşüş göze çarpmasına rağmen, Amerikalı erkekler günde ortalam 500 mg, kadınlarsa 350 mg. kolesterol almayı südürmekteler. Bu, Kalp Birliği’nin öğütlediği mlctardan %60 fazla. Gündelik kalorilerin %40 kadarı yağ olarak almıyor. Bu, Amerikalılar’ın 60 yıl önce yediklerinden %30 daha fazla ve Japon, Afrika ve Latin Amerikan halklarının tükettiğinin neredeyse üç katı.

ABD dünyanın en yüksek kalp hastalığı oranlarına sahip ülkesi olmayı sürdürüyor. Geçtiğimiz yıl 1 milyondan fazla kişi kalp krizi geçirirken, bunların yarısı ölümle sonuçlandı. Kurbanların çoğu 40-50 yaş arasındaydı. Ulusal Kalp, Akciğer ve Kan Ens-titüsü’ne göre, kalp krizinden olan ölümlerin tıbbî faturası 60 milyar dolar. Bu da sağlık bütçesinden daha fazla. Yıllardır, araştırmacılar bu tür ölümlere kolesterolün başlıca etken olduğunu isbatlamaya çalıştılar. Kolesterol, şişmanlık, yüksek tansiyon, sigara, stres ve hareket eksikliğini de içeren geniş bulmacanın yalnızca bir parçası. Bunların her biri, kalp hastalığında “bir orkestranın üyeleri” gibi paylarına düşeni yerine getirmekteler. İşleri daha da zorlaştırmak için, bir kimsenin bunlara olan düşkünlüğü, kalıtımsal çizgilerine de bağlı denebilir. Yağlı gıdalar ve sigara, biri için erken ölüm anlamına gelirken, bir diğeri sigara içtiği ve zengin yiyecekler yediği halde uzun yıllar yaşayabilir.

Kandaki kolesterol miktarını nasıl azaltabiliriz?

Doktorlar genelde kolesterollü hastalara yemeklerinde üç değişiklik salık verirler:

1. Yiyeceklerle aldığınız kolesterol miktarını azaltın
2. Hayvansal yağ alımını kısıtlayın.
3. Bitkisel yağ çeşitlerini tercih edin.

Tehlikeli boyutlarda kolesterol hayvansal gıdalarda bulunur.Yumurta sarısı, yağlı etler, gibi.Ancak bitkisel yağlı besinlerde kolesterol tehlikesi yoktur.Hayvansal yağ ile pişirilmiş bir yemeği yediğinizde genelde kandaki kolesterol seviyesi yükselmil olur.Hayvansal yağa örnek olarak tereyağ, krema, yağlı süt, yağlı peynir verilebilir.

Kolesterol seviyesini düşürmek için şunları yapabilirsiniz:

* Rejiminizde yağlı etleri ve her ihtimale karşı yumurta sarısını çıkarın.
* Hayvansal yağlar yerine, zeytinyağı, mısırözü yağı kullanın.
* Az yağlı ya da yağsız süt ve peyniri tercih edin.
* Yemeklerinizde koyun, dana eti yerine tavuk, balık etlerine ağırlık verin.


KALBİNİZ SAĞLAMMI??

Sağlam bir kalbiniz olduğundan emin olmak ister misiniz?Bir kronometre alıp nabzınızı ölçün.Bunu için sah damarını hissetmeniz gerekir.Nabız en iyi bilekten ölçülür.Çünkü kemil üzerinden geçen damarların yüzeye en yakın olduğu yer burasıdır.Nabzınızı bulmak için sağ bileğinizi tutmanız gerekir.Eğer sol elinizi kullanıyorsanız sol bileğinizi tutmalısınız.Atışlar üç orta parmak ucuyla , orta ve yüzük parmakları bileğin üstüne getirilerek ölçülür.Nabız hafif ve duyarlı olmalıdır.Atışları hissettiğiniz andan itibaren saymaya başlayın .Dakikada ortalama 70 defa atmalıdır.Sonra hızla on defa öne eğilip ellerinizi yere değdirin.O zaman atışlar hızlanacaktır.Eğer ikibuçuk dakika içinde tekrar 70 defa atarsa tam formdasınız demektir.Aksi taktirde kalbiniz pek iyi değildir.Fakat bu arada şu örneğide göz önünde tutmalısınız.Atletler zorladıkları zaman nabız atışları yükseleceğine azalır.Çünkü kalplerin kasılma enerjisi artarken, kasılma süreside uzar.Bu, evde yapılabilecek basit değerlendirmenin yanısıra diğer daha kesin ve doğru ölçme methodları vardır.

LAZER EPİLASYON
Epilasyon erkek ve kadın için saç ekimi cilt bakımı (cilt bakım) kadar önemlidir. Hem kadınlar hem erkekler en önemli estetik sorunlarından biri olan aşırı tüylenme probleminden kurtulmak için asırlardır değişik yöntemler kullanılır. Ancak ağda, traş ve kimyasal dökücülerle istenilen sonuçların elde edilmediği bir gerçek. Bu yöntemlerin uygulanmasındaki güçlüklerin yanı sıra, ortaya çıkan birçok sorun nedeniyle doktorlar, lazer epilasyon merkezlerinde lazer epilasyon öneriyorlar.

Hanımlar ağırlıklı olarak koltukaltı, bacak, bıyık ve bikini bölgesi epilasyonunu tercih ederken, erkekler özellikle sırt bölgesine lazer epilasyon uygulatmayı tercih ediyor (lazer epilasyon merkezi).

Lazerle epilasyon uygulamasının diğer yöntemlere göre en önemli üstünlüğü, bir defa bir tüyden fazlasını ortadan kaldırabiliyor. Lazerli epilasyon sırt, omuz, kol, bacak ve yüz gibi daha geniş alanların istenmeyen kıllardan hızla arındırılması mümkün kılıyor. Hepsinden önemlisi lazer epilasyon istenmeyen kılların ortadan kaldırılmasında güvenli, hızlı, etkili, yan etkisi olmayan ve acı vermeyen bir alternatif olarak sunuluyor.

Her yaşa ve herkese uygulanabilen lazer epilasyon, iğneli epilasyona göre de bir çok üstünlüğe sahip. İğneli epilasyonun daha yavaş ve ağrılı bir işlem olduğuna dikkat çeken lazer epilasyon uzmanları şu bilgiyi veriyor: "İğneli epilasyonda her tüy folikülüne iğne en az bir defa batırılmaktadır ve tüy büyümesini yavaşlatmak için tüy folikülü elektrik şokuyla yakılmaktadır. lazer epilasyon istenmeyen kıl alanını taramak için lazer ışınının altındaki alan tüm tüylerden arındırılmış olur. Ayrıca kişi hemen kozmetik ürünler ve su ile temas edebilir."


LAZER EPILASYON NASIL YAPILIR?
lazer epilasyon üç basamaklı yumuşak bir süreçten oluşuyor. İlk önce tedavi edilecek alan temizleniyor. Sonra bu bölgedeki uzun kıllar kısaltılıyor ve yaklaşık 2 santimlik mesafeden saniyede 2 atış yapılarak her atışta 1,5 santimlik daire şeklinde bir alan lazerle taranıyor. Lazer enerjisi deriden geçip tüy folikülündeki pigment tarafından emiliyor. Saniyeden daha kısa sürede tüm tedavi edilen tüy folikülleri etkisiz hale getiriliyor. Tedavi edilecek alanın genişliğine balı olarak tedavi birkaç dakikadan bir saate kadar sürebiliyor. Tedaviden sonra, en fazla bir birkaç gün içinde tüyler kendiliğinden dökülüyor.Ardından hemen normal aktivitelere dönülebiliyor.

Depilasyon yöntemleri
Depilasyon geçici olarak kıllardan kurtulma yöntemleridir, kısa süreler ile ömür boyu tekrar etmek gerekir.
Kıl dökücü ürünler:
Cilt yüzeyinin hemen altındaki tüyleri çözer ve 2-3 gün sonra yine çıkar. Yüzeydeki koruyucu tabakaya zarar verebilir.
Cımbız:
Foliküle zarar verir. Kan akışını hızlandırarak tüylerin kalın ve çok çıkmasını sağlar.
Cımbız yöntemli aletler :
Silk epillerdir. Yine kan akışı hızlanır.
Klasik ve sir ağdalar:
Klasik ağda, şeker, su ve limon karışımı ile yapılan bir tür şekerlemedir. Ağda yapılacak yerin çok temiz olması gerekir. Ağda sıcakken kılların çıkış yönüne doğru sürülüp tersten çekilmesi gerekmektedir.

Kıl Yapısı
Vücudumuzdaki kılların tamamen yok edilmesi için kılın yapısını ve büyüme dönemlerini çok iyi bilmek gerekir. 3 değişik kıl vardır.
Lanugo :
Anne karnında bebekte oluşan koruyucu kıllardır. Doğum sonrası zaman içinde dökülür.
Verüs :
Renkleri koyu değildir. Yumuşak ve ince olup 2 cm'den fazla uzamazlar; kökleri yüzeye yakındır.
Terminal :
Vücudun belirli bölgelerinde yer alırlar. Uzun, kalın ve koyu renklidirler.

Kılın Büyüme Dönemleri
Kıl büyürken 3 aşamadan geçer:
Anagen :
Folikülün dibinde yeniden yapılanmadaki aktif dönemdir. Kılın en sağlıklı ve hızlı büyüdüğü devredir. Kıl, köküne tam olarak bağlıdır. Epilasyon yapılırken, kıl tamamen ortadan kalkar. Kılların %80'i anagen evresini yaşarken, %20-30 katagen veya telagen dönemdedir.
Katagen :
Anagen dönemden sonra gelen kıl gelişimin yavaşladığı evredir. Kıl kökü ile folikül bağlantısı zayıf olduğundan kılda büyüme durmuştur. Bu dönem ortalama 2-3 hafta sürer.
Telagen :
Kılların ürediği keselerde tüm faaliyetin durduğu dönemdir ve katagenden sonra gelir. Kıl bu evrede dinlenmeye çekilmiştir.Bu dönem 2-4 ay sürer. Üretim yeniden başlayınca yeni kıl eskiyi atar.

Gereksiz kıllar neden çıkar:
• Soya çekim
• Hormon dengesizliği
• Bezlerin deformasyonu
• Cımbız ve benzer işlemler ile kıl köklerinin güçlendirilmesi
• Ergenlik ve menopoz çağı
• Doğum sonrası hormonal nedenler
• Doğum kontrol hapları
• Kortizon kullanımı
• Depresyon
• Adrenalinin fazla salgılanması

Epilasyon uygulanmayacak kişiler:
• Astım hastaları
• Egzama ve mantar problemi olanlar
• Hepatit B hastaları
• Açık yaralar
• Epilepsisi olanlar ve spatikler
• Hamileler
• Kalp pili, metal, protez taşıyanlar
• Açık kalp ameliyatı olanlar
• Çok düşük ve yüksek tansiyonu olanlar
• Yaşı küçük olanlar

Epilasyon yapılmayacak bölgeler:
• Kulak ve burun içleri
• Et benleri üzeri
• Ana damar üzeri
• Saç dipleri ve kaş üzeri
ALTERNATİF TIP NEDİR??

'Alternatif tıp'
bilim dışı bir kavram değil. Bu konuda araştırma ve çalışmalar sürüyor. alternatif tıp kesinlikle klasik tıbbı reddetmez. aksine onun çaresiz kaldığı durumlarda devreye girmektedir. Tıbbı aropatik ve homeopatik tıp diye de ayırmaktayız. Aropatik tıpta tedavi, hasta edici etkinin karşıtını kullanma yoluyladır. (Ateşe karşı ateş düşürücü ilacın verilmesi gibi) Homeopatik tıpta ise etkenin benzeri ile tedavi sözkonusudur. (Etkenin öldürülmüş veya zayıflatılmış suşunun aşı olarak vücuda verilmesi gibi) Klasik tıpta semptomatik tedavi yaygın olmasına karşın holistik tıp insanı bütün olarak değerlendirir. Baş ağrısından yakınan şahsa ağrı kesici vermektense, bu ağrının kaynağına inmeyi ve aksaklık olan sistemi bulmayı amaçlar.
Bugün bile eski tababetlerden öğreneceklerimiz var. Eski çin tababetinde insanda etkili yink ve yank adlı iki güçten bahsediliyor. Birbirine zıt bu iki gücün dengede olması sağlığın muhafazası için gereklidir. Muhtemelen bu esrarengiz güçler bugün, canlıda yayılan bioplazmik enerji olarak adlandırılıyor. Bu enerji şekli Rusya'da geliştirilen bir yöntemle, kirlian fotoğrafçılığı gösterilebilmektedir. Bir yaprağın sağlam ve kesildikten sonraki kirlian fotoğraflarının aynı olması bioplazmik enerjinin kesilen parçanın uzaklaştırılmasından sonra bile uzun süre durumunu muhafaza ettiğini göstermektedir. Bu sayede insanda fantom ağrıları olarak bilinen bir uzvun vücuttan uzaklaştırılmasından sonra bile uzvun bulunduğu yerde hissedilen ağrıları da açıklamaktadır.
Alternatif tıbbın içeriğinde renk, ses, müzik, mücevher, ışık, psikolojik etki ile tedavi de yer almaktadır.Avrupa'da akıl hastalarının yakıldığı bir dönemde bizde bu hastaların mermer yüzeye çarpan sus sesiyle tedavi edilmesine değinmeden geçmemek gerekir. Psikolojik etki hasta şahsın rahatsızlık veya alışkanlıklarından telkin veya hipnoz yoluyla kurtulmasıdır. Bu yöntemlerin özellikle sigara alışkanlığının terkedilmesindeki başarısı kayda değerdir. Dokunarak hastayı ağrı ve sızılardan kurtaran bir şahsın bioplazmik enerjisini parmak uçlarında toplayabilmesi "kirlian fotoğrafçılığı" ile gösterilebilmektedir.
Mikro cerrahi operasyonlarında bile birleştirilemeyen kılcal damar uçlarının sülükler tarafından örülmesi bu yöntemlerin gözardı edilemeyeceğini göstermiştir. Ancak unutulmaması gereken şudur ki öncelikle klasik tıbbın elden gelen bütün çözümlerinin denenmesi gerekir.
Akupunktur 1970'li yıllarda Dünya Sağlık Örgütünce tedavi yöntemi olarak benimsenmiştir. Tedavinin temelinde, vücutta belirlenen 20 noktada gerekli alanlarına altın iğnelerin batırılması yatar. Bu noktalardan 120'si kulaktadır. Bugün avrupada altın iğnelerin yanında, bir defalık kullanıma mahsus çelik iğneler de kullanılmaktadır. Bugün akupunkturda altın ve çelik iğnelerden başka elektrik ve yumuşak lazerde impuls olarak oluşturmak için kullanılmaktadır. Bu sayede iğnelerden tedirgin olan bir hastanın tedavisi de kolaylaşmaktadır. Akupunkturun faydalı olduğu pekçok hastalık vardır. Ancak bilinmesi gereken akupunkturun mucizevi bir yöntem olmadığıdır. Tedavi mekanizması ise terminal uçlara batırılan iğnelerle oluşturulan impulsun sinir sistemi aracılığıyla rahatsızlığın kaynağı olan doku ve sistemi etkilemesi veya bunları etkileyen bir salgı veya hormonun salgılanması sağlamasıyladır.Dolasyısıyla tedavi olacak şahsın kesintisiz bir sinir sistemine sahip olması gerekir. Akupunktur uzun bir eğitim ve beceri isteyen bir yöntemdir. Kesinlikle halkın piyasada bulunan aletlerle kendi kendine uygulayabileceği bir yöntem değildir.


DENGELİ BESLENME KURALLARI

Hayatınızda akılcı bir beslenme rejimi her zaman olmalı. Kilo vermeyi ertelemeyin. Eğer hızla kilo veremediyseniz, hayal kırıklığına uğramayın. Keza çok çabuk kilo kaybederseniz, yeme alışkanlıklarınızı değiştirmeniz imkansız. Herhangi bir tatlıyı yemeden veya bisküvi paketini açmadan önce kendinize sorun, "Ben gerçekten aç mıyım" eğer cevabınız olumluysa, on dakika bekleyin ve bu soruyu tekrar sorun.

Yiyeceklerinizi haftalık olarak planlayın. Böylece alışveriş yaparken, abur cubur satın almaktan kurtulabilirsiniz.Asla süpermarkete aç gitmeyin. Eğer insanlar tok karnına alışverişe giderlerse, besin değeri daha yüksek yiyecekler alıyorlar. Abur cuburdan da uzak duruyorlar.

Daha hareketli olabilmek için hayatınızda, beslenme rejiminizde değişiklik yapmaktan kaçınmayın.

Bir günlük tutun. Hem ne yediğinizi, hem de ruh halinizi kaydedin. Eğer istemediğiniz halde yemek yiyorsanız, bir dakika sonra kendinizi kontrol altına alabilirsiniz. İradeyi kullanmak, dakikalarla başlar, saatlik, günlük, haftalık, aylık... sürelerle devam eder. Daima geriye dönüp kendinizi kontrol edin..

Hiçbir zaman neden kilo vermek istediğinizi unutmayın. Sıkıldığınızda veya diyet yapmaktan yorulduğunuzda eski fotoğraflarınıza göz atın. Ve her verdiğiniz kiloda kendinizi nasıl hissettiğinizi hatırlayın. Değişimin zamanla ve sabırla olacağını hep aklınızın bir köşesinde bulundurun.

Geçmişi değiştiremeyebiliriz ama gelecek için şansımızı deneyebiliriz.

Eğer istemediğiniz halde yemek yiyorsanız, bir dakika sonra kendinizi kontrol altına alabilirsiniz. İradeyi kullanmak, dakikalarla başlar, saatlik, günlük, haftalık, aylık... sürelerle devam eder.

Yeryüzündeki hiçbir yiyecek, sizin kendinizi zayıf hissetmenizden daha lezzetli olamaz.

Artık biliyorum ki, doğru seçimler yaparsam, zayıflayabilirim. Her an şu soruyu soruyorum: "Buna ihtiyacım var mı, gerçekten onu yemeyi istiyor muyum?

Eğer yemek yemek istemiyorsanız, yemek yiyebileceğiniz bir yere gitmeyin.

Sosyal zorunluluk olarak, bir partiye gidiyorsunuz, ne yiyeceğinizi de planlayın

Eğer bir açık büfe ile yüz yüze iseniz, hemen salata bölümüne gidin ve tabağınızı salatayla doldurun. İkinci kez gittiğinizde kendinizi tok hissedeceksiniz ve daha fazla kontrol edebileceksiniz.

Her zaman ölçülü olun. Porsiyonlarınız küçük olsun.

Bol sebze, Az yağ, Bardak bardak su... .

Yemeğe başlamadan önce bir bardak su için ve bu sırada düşünün, "Şu anda yemek yiyorum ama hedeflediğim kilodan uzaklaşıyorum." Kendi kendinizle yapacağınız tartışmalar işe yarayacak.

Bilinçli bir şekilde yemek yiyin. Yavaş olun. Ağzınıza götürdüğünüz her lokmaya dikkat edin.

Her yemekten sonra dişleriniz fırçalayın. Ağzınızdaki temizlik duygusu sizin bir kaç saat acıkmanızı engelliyor.


Yediklerimiz Nasıl Harcanır?
3 dilim ekmek 79 dakika yürüyüş veya 45 dakika ev temizliği
Kaşarlı tost 18 dakika jimnastik veya 11 dakika ip atlama
100 gr. pastırma 125 dakika kayak veya 36 dakika ev temizliği
1 kase mercimek çorbası 44 dakika yürüyüş veya 12 dakika ip atlama
1 tabak patlıcan musakka 28 dakika jimnastik veya 36 dakika ev temizliği
1 cheesburger 65 dakika jimnastik 39 dakika ip atlama
1 tabak zeytinyağlı barbunya 160 dakika kayak veya 80 dakika yürüyüş
1 adet muz 25 dakika yürüyüş veya 50 dakika kayak
1 dilim üzümlü kek 17 dakika jimnastik veya 22 dakika ev temizliği



Günlük Kalori Hesabı

Herkesin günlük belirli bir kaloriye ihtiyacı vardır. Bu konuda aşağıdaki tablodan faydalanabilirsiniz. Yaptığınız aktiviteye göre, vücut ağırlığınızı belirtilen sayıyla çarpın, çıkan sayı almanız gereken kaloriyi gösterecektir.

Şifalı Bitkiler

Bitkilerin Kullanım Biçimleri


Haşlayarak Demleme:

Belirtilmiş oranda taze veya kurutulmuş bitki bir cam kaba veya metal olmayan bir başka kaba konur, kaynamaya başlayan su ocaktan alınır ve hazırlanmış olan bitkilerin üzerine dökülür. Taze bitkilerin demlenmesi için fazla beklemeye gerek yoktur (Birbuçuk-iki dakika yeterlidir). Çay açık renkli olmalıdır: Açık sarı veya açık yeşil. Kurutulmuş bitkilerin demlenmesi ise biraz daha uzun sürer (3-6 dakika kadar). Bu yöntemle hazırlanmış bir çay hem daha yararlıdır hem de daha güzel görünür.

Belirtilmiş oranda kök, gerekli görülen süre boyunca soğuk suda bekletildikten sonra, kısa süre kaynatılır ve 3 dakika kadar demlenmeye bırakılır. Günlük çay miktarı bir termosa konur ve gün boyunca ağır ağır yudumlayarak içilir.

Genel olarak, dolu bir çay kaşığı (yarım tatlı kaşığı) ince kıyılmış bitki, orta boy bir su bardağı (200 cc) dolusu suya yeterlidir. Değişik durumlarda ve bitkilerde, bu miktarlar reçetelere göre değişebilirler.
Soğuk Suda Yumuşatma:

Bazı bitkiler (Örneğin ebegümeci, ökseotu ve eğir kökü), sıcaklığın etkisi ile şifalı güçlerini yitirebilecekleri için, kaynatılmamalı ve haşlanmamalıdır. Bu tür bitkilerden elde edilen çaylar soğuk su ile hazırlanır. Belirtilen ölçüde bitki,soğuk suda 8-12 saat süre ile bekletilir (Genellikle geceleri). Süre dolduktan sonra içilebilecek derecede ısıtılarak, önceden kaynar suyla çalkalanmış bir termosa doldurulur.

Soğuk suda bekletme ve haşlama karışımından oluşan çay türü ise, şifalı bitkilerden en iyi yararlanma biçimi olarak belirtilebilir. Bitkiler belirtilmiş su miktarının yarısının içinde gece boyunca bekletilir ve sabahleyin süzülür. Suyu süzülmüş olan bitkiler, belirli su miktarının öbür yarısı ile haşlanır (kaynatılmaz) ve yeniden süzüldükten sonra, soğuk ve sıcak çay karıştırılır. Bu yöntemle hazırlanan çaylarla, yalnızca soğuk veya sıcak suda eriyebilen maddeleri kazanabilme olanağını elde edebiliriz.

Tentür Hazırlamak

Tentürler, 35-40 derece alkol içerikli damıtılmış içkilerin veya aynı derecede etil alkol, kanyak veya elma sirkesi kullanımı ile elde edilirler. Bir şişe veya ağzı kapanabilir bir kavanoz, ince kıyılmış bitkilerle gevşekce doldurulur (Kuru bitkiler için kavanozun 1/5' i, taze bitkiler için kavanozun 2/5' i) ve üstüne etil alkol, kanyak veya elma sirkesi eklenir. Sıvı, bitkilerin üstüne çıkmalı ve kavanozun çalkalanacak kadarlık bir kısmı boş kalmalıdır. Ağzı iyice kapatılan şişe veya kavanoz, 14 gün güneşte bekletilir ve her gün 2-3 kez çalkalanır. Süre sonunda ince delikli bir süzgeç veya tülbentle birkaç kez süzülür ve bitki posasının suyu sıkılır. 1-2 gün bekledikten sonra bir kez daha süzülür ve koyu renkli şişelere aktarılır. Elde edilen bu başlangıç tentürü, serin bir ortamda saklandığında, kullanım süresi 2-3 yıl civarındadır. Tentürler, içten doğrudan veya çaya ve suya eklenerek, dıştan da kompres veya friksiyon (sürülme) biçiminde kullanılırlar.

Tentürün İnceltilerek Güçlendirilmesi:

Bazı bitki tentürlerinin kullanımında yukarıda açıklanan başlangıç tentürü tercih edilir. Ama tentürler genellikle inceltilip-güçlendirilerek kullanılr.

İnceltme-Güçlendirme Yöntemi:

1 ölçü başlangıç tentürü, 9 ölçü 30-35 derecelik etil alkol-su karışımı, kanyak veya elma sirkesi ile koyu renkli küçük bir şişede inceltilir ve iyice çalkalanır. Elde edilen tentür, desimal ölçüye göre; D1' dir ve şişenin üstüne, kullanılan bitkinin adı, tentür yapımının tarihi ve incelti derecesi (D1) bilgilerini içeren bir etiket yapıştırılır. D1 inceltisinden alınan 1 ölçü, aynen yukarıdaki gibi 9 ölçü etil alkol-su, kanyak veya elma sirkesi karışımıyla inceltilirse D2 inceltisi elde edilir. Böylece devam edilerek, kullanımı önerilen incelti derecesine ulaşılır. (D3, D4, D5, D6... gibi)

Homeopaty biliminde (tentür ile tedavi) 2 yüzyıl boyunca yapılan sürekli araştırmalar ve insan üzerinde yapılan deneylerle, hangi hastalıklara karşı hangi bitkisel, hayvansal veya mineral tentürün, hangi incelti derecesinde, hiç bir yan etki yapmadan başarılı olabileceği kesinlikle saptanmıştır. Homeopaty (Homeopathic- Homeopathie-Homöopathi) yöntemleriyle yapılacak tedavilerde, konu literatüründe yerini almış olan bu incelti derecelerine ve kullanım dozajlarına mutlaka uyulmalıdır. Bazı hastalıklara karşı çok yüksek incelti dereceleri (Örnek: D30 gibi) önerildiğinde, konunun yabancısı olan kişiler şaşkınlığa kapılabilirler, ama bu tespitler kesinlikle doğrudur çünkü tentürlerin etkinlikleri genelde inceldikçe artar!

Tentürler, kullanım miktarları göz önüne alındığında, bitki çaylarından çok daha etkilidirler. Alkol almak istemeyen veya kesin alkol yasağı altında olan kişiler için sıcak su karışımı idealdir, çünkü alkol sıcak suyun içerinde kısa bir sürede uçar ve geriye yalnızca bitkisel etken maddeler kalır. Tentürler ayrıca, tam veya yarım banyolara eklenerek de kullanılabilir.

Özsu Çıkarmak

Bitkilerin taze özsuları, damla biçiminde kullanılmaya veya hasta organları nemlendirmeye uygundur. Bu özsular, evlerde kullanılan meyva sıkma aleti ile de elde edilebilirler. Bitkilerin özsuyu her gün taze olarak sıkılabilir. Ağzı iyice kapalı küçük renkli şişelerin içinde, buzdolabında bir kaç gün saklanabilir.

Bitki Lapası

Saplar ve yapraklar, bir tahta tabla üstünde, bir bitki lapası haline gelene kadar merdane ile ezilir. Elde edilen lapa, bir keten bezin üstüne yayılarak, hasta organın üstüne yatırılır, sargı bezi ile sarılır ve sıcak tutulur. Bu lapa kompresi gece boyunca etkilemeye bırakılabilir.

Bitki-Buhar Kompresi

İçinde su kaynayan bir kabın üstüne yerleştirilen süzgecin içine taze veya kurutulmuş bitkiler konduktan sonra, süzgecin üstü kapanır. Bir süre sonra , yumuşamış olan bu sıcak bitkiler bir bezin üstüne yerleştirilerek, hasta organın üstüne yatırılır. Hepsi, bir yünlü kumaşla örtülür ve başka bezlerle sıkıca sarılır. Hasta kişi üşümemelidir.Örneğin: Atkuyruğu buğu kompresleri çok etkilidir. Buğu kompresleri, iki saat veya gece boyunca hasta organın üstünde kalabilirler.

Merhem ve Yağ Hazırlamak

İki avuç taze bitki ince kıyılır. 500 gr içyağı veya bir doğal margarin, sanki kızartma yapılacakmış gibi, bir kabın içinde kızdırılır. Bitkiler bu kızgın yağın içine atılarak karıştırılır, 1-2 dakika sonra ateş söndürülür, kabın kapağı kapatılır ve soğumaya bırakılır. Soğuduktan sonra buzdolabına koyulur. Ertesi gün, kap yine ısıtılır (kızartılmaz) ve bir tülbentten geçirilerek süzülür ve hazırlanmış olan merhem kaplarına dağıtılır.

Bitki yağı hazırlamak için, çiçekler veya yapraklar gevşek biçimde bir şişeye doldurulur ve bitkilerin iki parmak üstüne çıkacak miktarda, sızma zeytinyağı eklenir. 14 gün boyunca güneşte veya sıcak bir ortamda bekletildikten sonra tülbentten geçirilerek süzülür.

Oturma Banyosu

Tam banyo için, gerekli bitkiler geceden soğuk suya koyulur. Bir banyo için bir kova dolusu (6-8 litre) taze bitki veya 200 gr kurutulmuş bitki gereklidir. Ertesi gün bu miktar ısıtılır (kaynatılmaz) ve süzüldükten sonra banyo suyuna eklenir (küvet). Banyo süresi 20 dakikadır. Kalp ve göğüs bölgesi suyun dışında kalmalıdır. Ilık ya da sıcak su ile belirtilen sınırları aşmayacak şekilde doldurulmuş küvete bitki suyunu süzüp boşalttıktan sonra 20 dakika süreyle oturmalısınız. Bu esnada ilgili sayfalarda belirtilen bitki çayını da yudum yudum içebilirsiniz. Banyodan sonra kurulanılmaz ve durulanılmaz. Bir bornozun içinde, sıcak yatakta bir saat kadar yatarak dinlenilir.

Yarım banyo için, yarım kova (3-4 litre) taze bitki veya 100 gr kurutulmuş bitki gereklidir. Yarım banyonun hazırlanışı ve uygulanışı da aynı tam banyo gibidir. Ancak, banyo suyu böbreklerin üstüne kadar çıkmalıdır. Yarım banyo süresi de 20 dakikadır. Banyodan sonra kurulanılmaz ve bir bornozun içinde, sıcak yatakta bir saat kadar yatarak dinlenilir. İlgili sayfalardaki bitki özelliklerine uygun önerilere dikkat edilmesi gerekir.     Devam

                                                                                                                                                          Copyright ©       SohbeTAskina.Com  ®  2008-2009