|
KALP NEDİR??
Kalp,karışık bir damar sistemine bağlı , yumruk büyüklüğünde bir
kastır.Bu damarlar (atardamar,toplardamar,kılcaldamarlar) kanı
oksijenle zenginleştirerek yenilenmesi için kalpten akciğerlere
kadar taşırlar.Bundan sonra vücut’un en ücra köşelerine kadar her
organa götürürler.Böylece yaşamak için gerekli her türlü besini
iletmiş olurlar.Bu merkezden yani kalpten çevreye doğru yapılan
gidiş yolculuğunda atardamarlar, çevreden merkeze doğru yapılan
dönüş yolculuğunda ise toplardamarlar görev alırlar.Atardamarların
sonunda ve toplardamarların başlarında kılcal damarlar bulunur.Bu
damarlara kılcal denmesinin sebebi ,kıl gibi ince olmalarındandır.
Kalp miyokard denilen sık bir adale tabakasından oluşmuştur.Bunun
perikard denilen parlak bir zarla dışı, endokard denilen bir başka
zarla da içi çevrelenmiştir.Kalbde 4 bölüm vardır:İki üst boşluk
kulakçık ,iki alt boşluk ise karıncıklardır.Kulakçıklarla
karıncıklar arasında kan akışını sağlayan kapakçıklar vardır.Solda
mitral kapakçık,sağda triküspit kapakçık bulunur.Sağ karıncık, bir
kapakçık sistemiyle akciğer(polmoner) atardamarına boşalır, sol
karıncık aort kapakçığıyla aort damarına boşalır.
Kalbin her kasılmasında (sistol) kan bol miktarda atardamar
sistemine dolar , her gelişmesinde (diyastol) kan tekrar kalbi
doldurur, böylece tekrar dolaşıma başlalamak için hazırlanır.Bu
şelide en küçük ve en uç organlar bile oksijen ve besin almış ve
artıklarınıda bırakmış olurlar.Bu arada, kalp ve ona yakın bütün
organlar da kanla yıkanmış olur.Kapte, onu besleyen damarlar koroner
damar adını alırlar.Zira kalbi tıpkı bir taç (corrona) gibi
çevrelerler.
Kolesterolde kaçınılması gereken yiyecekler
Kolesterolünüz normale döndüğünde arada bir fazla tehlikeye
girmeden minik kaçamaklar yapabilirsiniz.Ama hepsi o kadar.Ancak
eski alışkanlıklardan kolay vazgeçilemeyeceğini unutmayın ve
kolesterolün tuzağına düşmekten kaçının.Aşağıdaki yiyeceklerden
mümkün oldukça kaçının.
Yağda kızarmış et- Peynirli, etli pide (pizza)-Sosis-Tam yağlı
süt-Tam yağlı peynir çeşitleri-Yağda kızarmış
sebzeler-Tereyağı-Mayonez-Kek-Dondurma-Muhallebi-Pasta-Krema
Kolesterol nedir
Gelişmiş ülkelerde ölen her iki kişiden birinin ölüm sebebi,
kalb ve damar hastalıklarıdır. Kalb ve damar hastalığının en önde
gelen nedenlerinden biri damar sertliği denilen aterosklerozdur.
Aterosklerolik kalb ve damar hastalığım ortaya çıkaran önde gelen
risk faktörünün kolesterol olduğu eskiden beri bilinmektedir.
Kolesterolün ölümcül olduğu artık isbatlandı. Gıda rejiminiz eskisi
gibi olmamalıdır.
1984 yılında, tıp tarihinin en pahalı araştırma projesinin sonuçları
açıklandı. ABD’de gerçekleştirilen bu araştırmanın konusu, kandaki
seviyesi, yenilen besinlerin zengîn-liğiyle ilintili olan sarımsı
madde kolesteroldü. Sonuçlan ciddiye alan her insan, biftek ya da
yumurtaya artık eskisi gibi iştahla yaklaşamayacak. 150 milyon
dolara mal olan ve 10 yıl süren araştırmalar sonucunda:
-Kalp hastalığının kandaki kolesterol oranıyla doğrudan ilintili
olduğu,
-Kolesterol seviyesinin düşürülmelinin, gözle görülür şekilde
tehlikeli ve ölümcül kalp krizlerini azalttığı ortaya çıktı.
George Ford, 52 yaşında, Ohio’daki bir elektronik firmasının
başkanıydı. Özelliği iç yağında pişirilmemiş yumurtayı asla
yememesiydi. Öğle yemekleri oldukça yüklü içki ve sigara alışkanlığı
fazlaydı. 1981 kışında doktorlar kolesterolünün çok yüksek olduğu
şeklinde kedisini uyardılar. Nisan ayında by-pass ameliyatı oldu.
Bugün sigara içmiyor haftada 4-5 gün egzersiz yapıyor ve “elyaf”
bakımından zengin, ancak kolesterol ve yağ içeriği düşük bir gıda
rejimi uyguluyor. Kendisi: “bu ülkede ifrata kaçmamak oldukça güç,
çünkü bir ifrat ve zenginlik ulusuyuz” demekte. Haklı da. Amerikan
Kalp Birliği’nin ve doktorların 25 yıldır süren uyarılarına rağmen,
çatalım masaya her bırakan Amerikalı günlük kolesterol ve yağ
alımını yüksek oranda sağlarmış oluyor.
Bu arada hayvansal yağ alımında düşüş göze çarpmasına rağmen,
Amerikalı erkekler günde ortalam 500 mg, kadınlarsa 350 mg.
kolesterol almayı südürmekteler. Bu, Kalp Birliği’nin öğütlediği
mlctardan %60 fazla. Gündelik kalorilerin %40 kadarı yağ olarak
almıyor. Bu, Amerikalılar’ın 60 yıl önce yediklerinden %30 daha
fazla ve Japon, Afrika ve Latin Amerikan halklarının tükettiğinin
neredeyse üç katı.
ABD dünyanın en yüksek kalp hastalığı oranlarına sahip ülkesi olmayı
sürdürüyor. Geçtiğimiz yıl 1 milyondan fazla kişi kalp krizi
geçirirken, bunların yarısı ölümle sonuçlandı. Kurbanların çoğu
40-50 yaş arasındaydı. Ulusal Kalp, Akciğer ve Kan Ens-titüsü’ne
göre, kalp krizinden olan ölümlerin tıbbî faturası 60 milyar dolar.
Bu da sağlık bütçesinden daha fazla. Yıllardır, araştırmacılar bu
tür ölümlere kolesterolün başlıca etken olduğunu isbatlamaya
çalıştılar. Kolesterol, şişmanlık, yüksek tansiyon, sigara, stres ve
hareket eksikliğini de içeren geniş bulmacanın yalnızca bir parçası.
Bunların her biri, kalp hastalığında “bir orkestranın üyeleri” gibi
paylarına düşeni yerine getirmekteler. İşleri daha da zorlaştırmak
için, bir kimsenin bunlara olan düşkünlüğü, kalıtımsal çizgilerine
de bağlı denebilir. Yağlı gıdalar ve sigara, biri için erken ölüm
anlamına gelirken, bir diğeri sigara içtiği ve zengin yiyecekler
yediği halde uzun yıllar yaşayabilir.
Kandaki kolesterol miktarını nasıl azaltabiliriz?
Doktorlar genelde kolesterollü hastalara yemeklerinde üç değişiklik
salık verirler:
1. Yiyeceklerle aldığınız kolesterol miktarını azaltın
2. Hayvansal yağ alımını kısıtlayın.
3. Bitkisel yağ çeşitlerini tercih edin.
Tehlikeli boyutlarda kolesterol hayvansal gıdalarda
bulunur.Yumurta sarısı, yağlı etler, gibi.Ancak bitkisel yağlı
besinlerde kolesterol tehlikesi yoktur.Hayvansal yağ ile pişirilmiş
bir yemeği yediğinizde genelde kandaki kolesterol seviyesi yükselmil
olur.Hayvansal yağa örnek olarak tereyağ, krema, yağlı süt, yağlı
peynir verilebilir.
Kolesterol seviyesini düşürmek için şunları yapabilirsiniz:
* Rejiminizde yağlı etleri ve her ihtimale karşı yumurta sarısını
çıkarın.
* Hayvansal yağlar yerine, zeytinyağı, mısırözü yağı kullanın.
* Az yağlı ya da yağsız süt ve peyniri tercih edin.
* Yemeklerinizde koyun, dana eti yerine tavuk, balık etlerine
ağırlık verin.
KALBİNİZ SAĞLAMMI??
Sağlam bir kalbiniz olduğundan emin olmak ister misiniz?Bir
kronometre alıp nabzınızı ölçün.Bunu için sah damarını hissetmeniz
gerekir.Nabız en iyi bilekten ölçülür.Çünkü kemil üzerinden geçen
damarların yüzeye en yakın olduğu yer burasıdır.Nabzınızı bulmak
için sağ bileğinizi tutmanız gerekir.Eğer sol elinizi
kullanıyorsanız sol bileğinizi tutmalısınız.Atışlar üç orta parmak
ucuyla , orta ve yüzük parmakları bileğin üstüne getirilerek
ölçülür.Nabız hafif ve duyarlı olmalıdır.Atışları hissettiğiniz
andan itibaren saymaya başlayın .Dakikada ortalama 70 defa
atmalıdır.Sonra hızla on defa öne eğilip ellerinizi yere değdirin.O
zaman atışlar hızlanacaktır.Eğer ikibuçuk dakika içinde tekrar 70
defa atarsa tam formdasınız demektir.Aksi taktirde kalbiniz pek iyi
değildir.Fakat bu arada şu örneğide göz önünde tutmalısınız.Atletler
zorladıkları zaman nabız atışları yükseleceğine azalır.Çünkü
kalplerin kasılma enerjisi artarken, kasılma süreside uzar.Bu, evde
yapılabilecek basit değerlendirmenin yanısıra diğer daha kesin ve
doğru ölçme methodları vardır.
LAZER EPİLASYON
Epilasyon erkek ve kadın için saç ekimi cilt bakımı (cilt bakım)
kadar önemlidir. Hem kadınlar hem erkekler en önemli estetik
sorunlarından biri olan aşırı tüylenme probleminden kurtulmak için
asırlardır değişik yöntemler kullanılır. Ancak ağda, traş ve
kimyasal dökücülerle istenilen sonuçların elde edilmediği bir
gerçek. Bu yöntemlerin uygulanmasındaki güçlüklerin yanı sıra,
ortaya çıkan birçok sorun nedeniyle doktorlar, lazer epilasyon
merkezlerinde lazer epilasyon öneriyorlar.
Hanımlar ağırlıklı olarak koltukaltı, bacak, bıyık ve bikini bölgesi
epilasyonunu tercih ederken, erkekler özellikle sırt bölgesine lazer
epilasyon uygulatmayı tercih ediyor (lazer epilasyon merkezi).
Lazerle epilasyon uygulamasının diğer yöntemlere göre en önemli
üstünlüğü, bir defa bir tüyden fazlasını ortadan kaldırabiliyor.
Lazerli epilasyon sırt, omuz, kol, bacak ve yüz gibi daha geniş
alanların istenmeyen kıllardan hızla arındırılması mümkün kılıyor.
Hepsinden önemlisi lazer epilasyon istenmeyen kılların ortadan
kaldırılmasında güvenli, hızlı, etkili, yan etkisi olmayan ve acı
vermeyen bir alternatif olarak sunuluyor.
Her yaşa ve herkese uygulanabilen lazer epilasyon, iğneli epilasyona
göre de bir çok üstünlüğe sahip. İğneli epilasyonun daha yavaş ve
ağrılı bir işlem olduğuna dikkat çeken lazer epilasyon uzmanları şu
bilgiyi veriyor: "İğneli epilasyonda her tüy folikülüne iğne en az
bir defa batırılmaktadır ve tüy büyümesini yavaşlatmak için tüy
folikülü elektrik şokuyla yakılmaktadır. lazer epilasyon istenmeyen
kıl alanını taramak için lazer ışınının altındaki alan tüm tüylerden
arındırılmış olur. Ayrıca kişi hemen kozmetik ürünler ve su ile
temas edebilir."
LAZER EPILASYON NASIL YAPILIR?
lazer epilasyon üç basamaklı yumuşak bir süreçten oluşuyor. İlk
önce tedavi edilecek alan temizleniyor. Sonra bu bölgedeki uzun
kıllar kısaltılıyor ve yaklaşık 2 santimlik mesafeden saniyede 2
atış yapılarak her atışta 1,5 santimlik daire şeklinde bir alan
lazerle taranıyor. Lazer enerjisi deriden geçip tüy folikülündeki
pigment tarafından emiliyor. Saniyeden daha kısa sürede tüm tedavi
edilen tüy folikülleri etkisiz hale getiriliyor. Tedavi edilecek
alanın genişliğine balı olarak tedavi birkaç dakikadan bir saate
kadar sürebiliyor. Tedaviden sonra, en fazla bir birkaç gün içinde
tüyler kendiliğinden dökülüyor.Ardından hemen normal aktivitelere
dönülebiliyor.
Depilasyon yöntemleri
Depilasyon geçici olarak kıllardan kurtulma yöntemleridir, kısa
süreler ile ömür boyu tekrar etmek gerekir.
Kıl dökücü ürünler: Cilt yüzeyinin hemen altındaki tüyleri çözer
ve 2-3 gün sonra yine çıkar. Yüzeydeki koruyucu tabakaya zarar
verebilir.
Cımbız: Foliküle zarar verir. Kan akışını hızlandırarak tüylerin
kalın ve çok çıkmasını sağlar.
Cımbız yöntemli aletler : Silk epillerdir. Yine kan akışı
hızlanır.
Klasik ve sir ağdalar: Klasik ağda, şeker, su ve limon karışımı
ile yapılan bir tür şekerlemedir. Ağda yapılacak yerin çok temiz
olması gerekir. Ağda sıcakken kılların çıkış yönüne doğru sürülüp
tersten çekilmesi gerekmektedir.
Kıl Yapısı
Vücudumuzdaki kılların tamamen yok edilmesi için kılın yapısını
ve büyüme dönemlerini çok iyi bilmek gerekir. 3 değişik kıl vardır.
Lanugo : Anne karnında bebekte oluşan koruyucu kıllardır. Doğum
sonrası zaman içinde dökülür.
Verüs : Renkleri koyu değildir. Yumuşak ve ince olup 2 cm'den
fazla uzamazlar; kökleri yüzeye yakındır.
Terminal : Vücudun belirli bölgelerinde yer alırlar. Uzun, kalın
ve koyu renklidirler.
Kılın Büyüme Dönemleri
Kıl büyürken 3 aşamadan geçer:
Anagen : Folikülün dibinde yeniden yapılanmadaki aktif dönemdir.
Kılın en sağlıklı ve hızlı büyüdüğü devredir. Kıl, köküne tam olarak
bağlıdır. Epilasyon yapılırken, kıl tamamen ortadan kalkar. Kılların
%80'i anagen evresini yaşarken, %20-30 katagen veya telagen
dönemdedir.
Katagen : Anagen dönemden sonra gelen kıl gelişimin yavaşladığı
evredir. Kıl kökü ile folikül bağlantısı zayıf olduğundan kılda
büyüme durmuştur. Bu dönem ortalama 2-3 hafta sürer.
Telagen : Kılların ürediği keselerde tüm faaliyetin durduğu
dönemdir ve katagenden sonra gelir. Kıl bu evrede dinlenmeye
çekilmiştir.Bu dönem 2-4 ay sürer. Üretim yeniden başlayınca yeni
kıl eskiyi atar.
Gereksiz kıllar neden çıkar:
• Soya çekim
• Hormon dengesizliği
• Bezlerin deformasyonu
• Cımbız ve benzer işlemler ile kıl köklerinin güçlendirilmesi
• Ergenlik ve menopoz çağı
• Doğum sonrası hormonal nedenler
• Doğum kontrol hapları
• Kortizon kullanımı
• Depresyon
• Adrenalinin fazla salgılanması
Epilasyon uygulanmayacak kişiler:
• Astım hastaları
• Egzama ve mantar problemi olanlar
• Hepatit B hastaları
• Açık yaralar
• Epilepsisi olanlar ve spatikler
• Hamileler
• Kalp pili, metal, protez taşıyanlar
• Açık kalp ameliyatı olanlar
• Çok düşük ve yüksek tansiyonu olanlar
• Yaşı küçük olanlar
Epilasyon yapılmayacak bölgeler:
• Kulak ve burun içleri
• Et benleri üzeri
• Ana damar üzeri
• Saç dipleri ve kaş üzeri
ALTERNATİF TIP NEDİR??
'Alternatif tıp' bilim dışı bir kavram değil. Bu konuda
araştırma ve çalışmalar sürüyor. alternatif tıp kesinlikle klasik
tıbbı reddetmez. aksine onun çaresiz kaldığı durumlarda devreye
girmektedir. Tıbbı aropatik ve homeopatik tıp diye de ayırmaktayız.
Aropatik tıpta tedavi, hasta edici etkinin karşıtını kullanma
yoluyladır. (Ateşe karşı ateş düşürücü ilacın verilmesi gibi)
Homeopatik tıpta ise etkenin benzeri ile tedavi sözkonusudur.
(Etkenin öldürülmüş veya zayıflatılmış suşunun aşı olarak vücuda
verilmesi gibi) Klasik tıpta semptomatik tedavi yaygın olmasına
karşın holistik tıp insanı bütün olarak değerlendirir. Baş
ağrısından yakınan şahsa ağrı kesici vermektense, bu ağrının
kaynağına inmeyi ve aksaklık olan sistemi bulmayı amaçlar.
Bugün bile eski tababetlerden öğreneceklerimiz var. Eski çin
tababetinde insanda etkili yink ve yank adlı iki güçten
bahsediliyor. Birbirine zıt bu iki gücün dengede olması sağlığın
muhafazası için gereklidir. Muhtemelen bu esrarengiz güçler bugün,
canlıda yayılan bioplazmik enerji olarak adlandırılıyor. Bu enerji
şekli Rusya'da geliştirilen bir yöntemle, kirlian fotoğrafçılığı
gösterilebilmektedir. Bir yaprağın sağlam ve kesildikten sonraki
kirlian fotoğraflarının aynı olması bioplazmik enerjinin kesilen
parçanın uzaklaştırılmasından sonra bile uzun süre durumunu muhafaza
ettiğini göstermektedir. Bu sayede insanda fantom ağrıları olarak
bilinen bir uzvun vücuttan uzaklaştırılmasından sonra bile uzvun
bulunduğu yerde hissedilen ağrıları da açıklamaktadır.
Alternatif tıbbın içeriğinde renk, ses, müzik, mücevher, ışık,
psikolojik etki ile tedavi de yer almaktadır.Avrupa'da akıl
hastalarının yakıldığı bir dönemde bizde bu hastaların mermer yüzeye
çarpan sus sesiyle tedavi edilmesine değinmeden geçmemek gerekir.
Psikolojik etki hasta şahsın rahatsızlık veya alışkanlıklarından
telkin veya hipnoz yoluyla kurtulmasıdır. Bu yöntemlerin özellikle
sigara alışkanlığının terkedilmesindeki başarısı kayda değerdir.
Dokunarak hastayı ağrı ve sızılardan kurtaran bir şahsın bioplazmik
enerjisini parmak uçlarında toplayabilmesi "kirlian fotoğrafçılığı"
ile gösterilebilmektedir.
Mikro cerrahi operasyonlarında bile birleştirilemeyen kılcal damar
uçlarının sülükler tarafından örülmesi bu yöntemlerin gözardı
edilemeyeceğini göstermiştir. Ancak unutulmaması gereken şudur ki
öncelikle klasik tıbbın elden gelen bütün çözümlerinin denenmesi
gerekir.
Akupunktur 1970'li yıllarda Dünya Sağlık Örgütünce tedavi yöntemi
olarak benimsenmiştir. Tedavinin temelinde, vücutta belirlenen 20
noktada gerekli alanlarına altın iğnelerin batırılması yatar. Bu
noktalardan 120'si kulaktadır. Bugün avrupada altın iğnelerin
yanında, bir defalık kullanıma mahsus çelik iğneler de
kullanılmaktadır. Bugün akupunkturda altın ve çelik iğnelerden başka
elektrik ve yumuşak lazerde impuls olarak oluşturmak için
kullanılmaktadır. Bu sayede iğnelerden tedirgin olan bir hastanın
tedavisi de kolaylaşmaktadır. Akupunkturun faydalı olduğu pekçok
hastalık vardır. Ancak bilinmesi gereken akupunkturun mucizevi bir
yöntem olmadığıdır. Tedavi mekanizması ise terminal uçlara batırılan
iğnelerle oluşturulan impulsun sinir sistemi aracılığıyla
rahatsızlığın kaynağı olan doku ve sistemi etkilemesi veya bunları
etkileyen bir salgı veya hormonun salgılanması
sağlamasıyladır.Dolasyısıyla tedavi olacak şahsın kesintisiz bir
sinir sistemine sahip olması gerekir. Akupunktur uzun bir eğitim ve
beceri isteyen bir yöntemdir. Kesinlikle halkın piyasada bulunan
aletlerle kendi kendine uygulayabileceği bir yöntem değildir.
DENGELİ BESLENME KURALLARI
Hayatınızda akılcı bir beslenme rejimi her zaman olmalı. Kilo
vermeyi ertelemeyin. Eğer hızla kilo veremediyseniz, hayal
kırıklığına uğramayın. Keza çok çabuk kilo kaybederseniz, yeme
alışkanlıklarınızı değiştirmeniz imkansız. Herhangi bir tatlıyı
yemeden veya bisküvi paketini açmadan önce kendinize sorun, "Ben
gerçekten aç mıyım" eğer cevabınız olumluysa, on dakika bekleyin ve
bu soruyu tekrar sorun.
Yiyeceklerinizi haftalık olarak planlayın. Böylece alışveriş
yaparken, abur cubur satın almaktan kurtulabilirsiniz.Asla
süpermarkete aç gitmeyin. Eğer insanlar tok karnına alışverişe
giderlerse, besin değeri daha yüksek yiyecekler alıyorlar. Abur
cuburdan da uzak duruyorlar.
Daha hareketli olabilmek için hayatınızda, beslenme rejiminizde
değişiklik yapmaktan kaçınmayın.
Bir günlük tutun. Hem ne yediğinizi, hem de ruh halinizi kaydedin.
Eğer istemediğiniz halde yemek yiyorsanız, bir dakika sonra
kendinizi kontrol altına alabilirsiniz. İradeyi kullanmak,
dakikalarla başlar, saatlik, günlük, haftalık, aylık... sürelerle
devam eder. Daima geriye dönüp kendinizi kontrol edin..
Hiçbir zaman neden kilo vermek istediğinizi unutmayın.
Sıkıldığınızda veya diyet yapmaktan yorulduğunuzda eski
fotoğraflarınıza göz atın. Ve her verdiğiniz kiloda kendinizi nasıl
hissettiğinizi hatırlayın. Değişimin zamanla ve sabırla olacağını
hep aklınızın bir köşesinde bulundurun.
Geçmişi değiştiremeyebiliriz ama gelecek için şansımızı
deneyebiliriz.
Eğer istemediğiniz halde yemek yiyorsanız, bir dakika sonra
kendinizi kontrol altına alabilirsiniz. İradeyi kullanmak,
dakikalarla başlar, saatlik, günlük, haftalık, aylık... sürelerle
devam eder.
Yeryüzündeki hiçbir yiyecek, sizin kendinizi zayıf hissetmenizden
daha lezzetli olamaz.
Artık biliyorum ki, doğru seçimler yaparsam, zayıflayabilirim. Her
an şu soruyu soruyorum: "Buna ihtiyacım var mı, gerçekten onu yemeyi
istiyor muyum?
Eğer yemek yemek istemiyorsanız, yemek yiyebileceğiniz bir yere
gitmeyin.
Sosyal zorunluluk olarak, bir partiye gidiyorsunuz, ne yiyeceğinizi
de planlayın
Eğer bir açık büfe ile yüz yüze iseniz, hemen salata bölümüne gidin
ve tabağınızı salatayla doldurun. İkinci kez gittiğinizde kendinizi
tok hissedeceksiniz ve daha fazla kontrol edebileceksiniz.
Her zaman ölçülü olun. Porsiyonlarınız küçük olsun.
Bol sebze, Az yağ, Bardak bardak su... .
Yemeğe başlamadan önce bir bardak su için ve bu sırada düşünün, "Şu
anda yemek yiyorum ama hedeflediğim kilodan uzaklaşıyorum." Kendi
kendinizle yapacağınız tartışmalar işe yarayacak.
Bilinçli bir şekilde yemek yiyin. Yavaş olun. Ağzınıza götürdüğünüz
her lokmaya dikkat edin.
Her yemekten sonra dişleriniz fırçalayın. Ağzınızdaki temizlik
duygusu sizin bir kaç saat acıkmanızı engelliyor.
Yediklerimiz Nasıl Harcanır?
3 dilim ekmek 79 dakika yürüyüş veya 45 dakika ev temizliği
Kaşarlı tost 18 dakika jimnastik veya 11 dakika ip atlama
100 gr. pastırma 125 dakika kayak veya 36 dakika ev temizliği
1 kase mercimek çorbası 44 dakika yürüyüş veya 12 dakika ip atlama
1 tabak patlıcan musakka 28 dakika jimnastik veya 36 dakika ev
temizliği
1 cheesburger 65 dakika jimnastik 39 dakika ip atlama
1 tabak zeytinyağlı barbunya 160 dakika kayak veya 80 dakika yürüyüş
1 adet muz 25 dakika yürüyüş veya 50 dakika kayak
1 dilim üzümlü kek 17 dakika jimnastik veya 22 dakika ev temizliği
Günlük Kalori Hesabı
Herkesin günlük belirli bir kaloriye ihtiyacı vardır. Bu konuda
aşağıdaki tablodan faydalanabilirsiniz. Yaptığınız aktiviteye göre,
vücut ağırlığınızı belirtilen sayıyla çarpın, çıkan sayı almanız
gereken kaloriyi gösterecektir.
Şifalı Bitkiler
Bitkilerin Kullanım Biçimleri
Haşlayarak Demleme:
Belirtilmiş oranda taze veya kurutulmuş bitki bir cam kaba veya
metal olmayan bir başka kaba konur, kaynamaya başlayan su ocaktan
alınır ve hazırlanmış olan bitkilerin üzerine dökülür. Taze
bitkilerin demlenmesi için fazla beklemeye gerek yoktur
(Birbuçuk-iki dakika yeterlidir). Çay açık renkli olmalıdır: Açık
sarı veya açık yeşil. Kurutulmuş bitkilerin demlenmesi ise biraz
daha uzun sürer (3-6 dakika kadar). Bu yöntemle hazırlanmış bir çay
hem daha yararlıdır hem de daha güzel görünür.
Belirtilmiş oranda kök, gerekli görülen süre boyunca soğuk suda
bekletildikten sonra, kısa süre kaynatılır ve 3 dakika kadar
demlenmeye bırakılır. Günlük çay miktarı bir termosa konur ve gün
boyunca ağır ağır yudumlayarak içilir.
Genel olarak, dolu bir çay kaşığı (yarım tatlı kaşığı) ince kıyılmış
bitki, orta boy bir su bardağı (200 cc) dolusu suya yeterlidir.
Değişik durumlarda ve bitkilerde, bu miktarlar reçetelere göre
değişebilirler.
Soğuk Suda Yumuşatma:
Bazı bitkiler (Örneğin ebegümeci, ökseotu ve eğir kökü), sıcaklığın
etkisi ile şifalı güçlerini yitirebilecekleri için, kaynatılmamalı
ve haşlanmamalıdır. Bu tür bitkilerden elde edilen çaylar soğuk su
ile hazırlanır. Belirtilen ölçüde bitki,soğuk suda 8-12 saat süre
ile bekletilir (Genellikle geceleri). Süre dolduktan sonra
içilebilecek derecede ısıtılarak, önceden kaynar suyla çalkalanmış
bir termosa doldurulur.
Soğuk suda bekletme ve haşlama karışımından oluşan çay türü ise,
şifalı bitkilerden en iyi yararlanma biçimi olarak belirtilebilir.
Bitkiler belirtilmiş su miktarının yarısının içinde gece boyunca
bekletilir ve sabahleyin süzülür. Suyu süzülmüş olan bitkiler,
belirli su miktarının öbür yarısı ile haşlanır (kaynatılmaz) ve
yeniden süzüldükten sonra, soğuk ve sıcak çay karıştırılır. Bu
yöntemle hazırlanan çaylarla, yalnızca soğuk veya sıcak suda
eriyebilen maddeleri kazanabilme olanağını elde edebiliriz.
Tentür Hazırlamak
Tentürler, 35-40 derece alkol içerikli damıtılmış içkilerin veya
aynı derecede etil alkol, kanyak veya elma sirkesi kullanımı ile
elde edilirler. Bir şişe veya ağzı kapanabilir bir kavanoz, ince
kıyılmış bitkilerle gevşekce doldurulur (Kuru bitkiler için
kavanozun 1/5' i, taze bitkiler için kavanozun 2/5' i) ve üstüne
etil alkol, kanyak veya elma sirkesi eklenir. Sıvı, bitkilerin
üstüne çıkmalı ve kavanozun çalkalanacak kadarlık bir kısmı boş
kalmalıdır. Ağzı iyice kapatılan şişe veya kavanoz, 14 gün güneşte
bekletilir ve her gün 2-3 kez çalkalanır. Süre sonunda ince delikli
bir süzgeç veya tülbentle birkaç kez süzülür ve bitki posasının suyu
sıkılır. 1-2 gün bekledikten sonra bir kez daha süzülür ve koyu
renkli şişelere aktarılır. Elde edilen bu başlangıç tentürü, serin
bir ortamda saklandığında, kullanım süresi 2-3 yıl civarındadır.
Tentürler, içten doğrudan veya çaya ve suya eklenerek, dıştan da
kompres veya friksiyon (sürülme) biçiminde kullanılırlar.
Tentürün İnceltilerek Güçlendirilmesi:
Bazı bitki tentürlerinin kullanımında yukarıda açıklanan başlangıç
tentürü tercih edilir. Ama tentürler genellikle
inceltilip-güçlendirilerek kullanılr.
İnceltme-Güçlendirme Yöntemi:
1 ölçü başlangıç tentürü, 9 ölçü 30-35 derecelik etil alkol-su
karışımı, kanyak veya elma sirkesi ile koyu renkli küçük bir şişede
inceltilir ve iyice çalkalanır. Elde edilen tentür, desimal ölçüye
göre; D1' dir ve şişenin üstüne, kullanılan bitkinin adı, tentür
yapımının tarihi ve incelti derecesi (D1) bilgilerini içeren bir
etiket yapıştırılır. D1 inceltisinden alınan 1 ölçü, aynen
yukarıdaki gibi 9 ölçü etil alkol-su, kanyak veya elma sirkesi
karışımıyla inceltilirse D2 inceltisi elde edilir. Böylece devam
edilerek, kullanımı önerilen incelti derecesine ulaşılır. (D3, D4,
D5, D6... gibi)
Homeopaty biliminde (tentür ile tedavi) 2 yüzyıl boyunca yapılan
sürekli araştırmalar ve insan üzerinde yapılan deneylerle, hangi
hastalıklara karşı hangi bitkisel, hayvansal veya mineral tentürün,
hangi incelti derecesinde, hiç bir yan etki yapmadan başarılı
olabileceği kesinlikle saptanmıştır. Homeopaty (Homeopathic-
Homeopathie-Homöopathi) yöntemleriyle yapılacak tedavilerde, konu
literatüründe yerini almış olan bu incelti derecelerine ve kullanım
dozajlarına mutlaka uyulmalıdır. Bazı hastalıklara karşı çok yüksek
incelti dereceleri (Örnek: D30 gibi) önerildiğinde, konunun
yabancısı olan kişiler şaşkınlığa kapılabilirler, ama bu tespitler
kesinlikle doğrudur çünkü tentürlerin etkinlikleri genelde
inceldikçe artar!
Tentürler, kullanım miktarları göz önüne alındığında, bitki
çaylarından çok daha etkilidirler. Alkol almak istemeyen veya kesin
alkol yasağı altında olan kişiler için sıcak su karışımı idealdir,
çünkü alkol sıcak suyun içerinde kısa bir sürede uçar ve geriye
yalnızca bitkisel etken maddeler kalır. Tentürler ayrıca, tam veya
yarım banyolara eklenerek de kullanılabilir.
Özsu Çıkarmak
Bitkilerin taze özsuları, damla biçiminde kullanılmaya veya hasta
organları nemlendirmeye uygundur. Bu özsular, evlerde kullanılan
meyva sıkma aleti ile de elde edilebilirler. Bitkilerin özsuyu her
gün taze olarak sıkılabilir. Ağzı iyice kapalı küçük renkli
şişelerin içinde, buzdolabında bir kaç gün saklanabilir.
Bitki Lapası
Saplar ve yapraklar, bir tahta tabla üstünde, bir bitki lapası
haline gelene kadar merdane ile ezilir. Elde edilen lapa, bir keten
bezin üstüne yayılarak, hasta organın üstüne yatırılır, sargı bezi
ile sarılır ve sıcak tutulur. Bu lapa kompresi gece boyunca
etkilemeye bırakılabilir.
Bitki-Buhar Kompresi
İçinde su kaynayan bir kabın üstüne yerleştirilen süzgecin içine
taze veya kurutulmuş bitkiler konduktan sonra, süzgecin üstü
kapanır. Bir süre sonra , yumuşamış olan bu sıcak bitkiler bir bezin
üstüne yerleştirilerek, hasta organın üstüne yatırılır. Hepsi, bir
yünlü kumaşla örtülür ve başka bezlerle sıkıca sarılır. Hasta kişi
üşümemelidir.Örneğin: Atkuyruğu buğu kompresleri çok etkilidir. Buğu
kompresleri, iki saat veya gece boyunca hasta organın üstünde
kalabilirler.
Merhem ve Yağ Hazırlamak
İki avuç taze bitki ince kıyılır. 500 gr içyağı veya bir doğal
margarin, sanki kızartma yapılacakmış gibi, bir kabın içinde
kızdırılır. Bitkiler bu kızgın yağın içine atılarak karıştırılır,
1-2 dakika sonra ateş söndürülür, kabın kapağı kapatılır ve soğumaya
bırakılır. Soğuduktan sonra buzdolabına koyulur. Ertesi gün, kap
yine ısıtılır (kızartılmaz) ve bir tülbentten geçirilerek süzülür ve
hazırlanmış olan merhem kaplarına dağıtılır.
Bitki yağı hazırlamak için, çiçekler veya yapraklar gevşek biçimde
bir şişeye doldurulur ve bitkilerin iki parmak üstüne çıkacak
miktarda, sızma zeytinyağı eklenir. 14 gün boyunca güneşte veya
sıcak bir ortamda bekletildikten sonra tülbentten geçirilerek
süzülür.
Oturma Banyosu
Tam banyo için, gerekli bitkiler geceden soğuk suya koyulur. Bir
banyo için bir kova dolusu (6-8 litre) taze bitki veya 200 gr
kurutulmuş bitki gereklidir. Ertesi gün bu miktar ısıtılır
(kaynatılmaz) ve süzüldükten sonra banyo suyuna eklenir (küvet).
Banyo süresi 20 dakikadır. Kalp ve göğüs bölgesi suyun dışında
kalmalıdır. Ilık ya da sıcak su ile belirtilen sınırları aşmayacak
şekilde doldurulmuş küvete bitki suyunu süzüp boşalttıktan sonra 20
dakika süreyle oturmalısınız. Bu esnada ilgili sayfalarda belirtilen
bitki çayını da yudum yudum içebilirsiniz. Banyodan sonra
kurulanılmaz ve durulanılmaz. Bir bornozun içinde, sıcak yatakta bir
saat kadar yatarak dinlenilir.
Yarım banyo için, yarım kova (3-4 litre) taze bitki veya 100 gr
kurutulmuş bitki gereklidir. Yarım banyonun hazırlanışı ve
uygulanışı da aynı tam banyo gibidir. Ancak, banyo suyu böbreklerin
üstüne kadar çıkmalıdır. Yarım banyo süresi de 20 dakikadır.
Banyodan sonra kurulanılmaz ve bir bornozun içinde, sıcak yatakta
bir saat kadar yatarak dinlenilir. İlgili sayfalardaki bitki
özelliklerine uygun önerilere dikkat edilmesi gerekir.
Devam |